İstanbul’un fethinin 556.yılı ve yeniden merhaba

Yeniçeriler eskortluk yapmaz azizim!
32.Birand: Imm Sayın Fatih, İstanbul’u gerçekten fethettiniz mi yoksa bu bir basın abartması mıdır?
II. Mehmet: Tiz elden Mektebi Sultaniye gidiniz orda size soru sormayı öğretirler.
Feride, kamera arkası hamburger yiyen lostçu kafaların fetih dilinden anlamayacak kadar kalın Türkçeli geniş enseli olduklarını gördü.
Fastfood zaferiyle tekbir hazımsızlığı yaşayan bu kafalar, içinde İstanbul boylu bir komutanı taşıyamayacak kadar küçük ve ihtişamsızdı. Medyanın fethe reyting yağlamalarıyla bakması, Fatih’in kızakları yağlattırıp Haliç’e indirme dehasının yanında iki üç programlık saltanat soytarılığından öteye geçmez diyordu feride.
Bugün postallı voyvodaların bağcığı olmuş erlerin bir yeniçeri duruşuna sahip olmayışları paşalıklarına paşalık katanların fetih marşından bi haber oluşları, ATA’larımıza fatiha okuyacağımız Enderun asaletine sahip kursların kapatılması Fatih’in kaşları arasına çaktığımız utanç okudur.
Biz top tüfekleri dizileri yayından kaldırılmasın diye kaleye çıkıp aşk avlayan VADİ’li film ekiplerinde tanıdık. Belediyelerin ışıklı sulu mayonezli lazerli paçavra fetih kutlamalarında hanımını havai fişek görsün diye meydanlara koşturan adamların “1453 kez Seni Seviyorum Nejla” naraları altında güya Fatih’i andık.
Flash yerine gülleler patlatmış bir komutanın ruhunu, ellerinde CD’siyle fetih konserine gelen kadırgalı sanatçıların sarışınlıklarına değişerek eskortunda mehter dinleyen BAŞKANLARIN götürdüğü yere tezgah açtık.
“Fatih Sultan Mehmet belediye başkanı olsaydı gereksiz laleliliklerin yerine sade bir ÇINAR dikerdi” başlığından ileri gitmeyen, liselerarası kompozisyon yarıştırıcılığıyla yazılan “tarih okunmaz” diyordu feride. Hoş kendisi de bu gruba dahildi belki. Şaşkın kanal yavrusu Birand’ın şaşkınlıktan ağzını kapatamayacağı bu muazzam fetih manşetine “ FATİH TEKBİRLERLE BİR ŞEHİR ALMIŞTIR MUHAFAZAKAR FATİH SULTAN MEHMET” şeklinde taşıması da ferideyi hiççç şaşırtmazdı.
Esra Elönü/Feride’nin Günlüğü
resim:Duha
Kar ve Gece

Beyaz bir yalnızlık kaplı şimdi…beyaz bir yalnızlık
Ardı sıra karanlık…
Hüznün beyaz tarafı kar…
ve içimde tarifsiz bahar özlemi
Sahi ne zaman bahar?
29 Aralık 2008/1 Muharrem 1430
…ve yeni bir yıl.
Hicri yeni yılımız mübarek olsun.
Hicri yeni yılın mübarek olsun Gazze (!)…
/Bir yığın söz ki, samimiyeti ancak hüneri
Ne tasannu bilirim,çünkü ne sanatkârım.
Şiir için gözyaşı derler, onu bilmem yalnız…
Aczimin giryesidir bence bütün âsârım.
Ağlarım ağlatamam; hissederim,söyleyemem;
Dili yok kalbimin,ondan nekadar bizârım!
Oku, şayet sana bir hisli yürek lazımsa,
Oku, zira onu yazdım, iki söz yazdımsa. M.Akif Ersoy /
Asude Bahar
/Hafız´ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle.
Gece; bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şiraz´ı hayal ettiren ahengiyle.
Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar;her gece bir bülbül öter.
Yahya Kemal Beyatlı-Rindlerin Ölümü /
sakinim. Deniz gibi dalgasız, gece gibi yalnız, bir şehir kadar suskun bekleyişlerim.
Ya Kurban ol İsmail’ce

/Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: “Ey İbrahim!” Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır. Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık. Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.. İbrahim’e selam olsun. (Saffat suresi 103-109) /
Bir gezi esnasında rastlantı sonucu karelediğim bu fotoğrafı, blogda kullanacağım hiç aklıma gelmezdi doğrusu :) bayramın muhteviyatına da layık oldu sanırım.
İsmail’ce teslim olmuş bir yürekle…Hayırlı bayramlar dostlar.




